Niyet Edilen “Adak” Bir Yerden Başka Bir Yere Verilebilir mi?
“Ömer Nasuh Bilmen Efendi” ki ilm-i hali hemen hemen her evde mevcuttur adak konusu oradan okumalarını dinleyen kardeşlerimize tavsiye ederiz. Orada giriş olarak güzel bir ifade var. Vakada Allah-u Azimüşşan’ı kaderi ne ise o olacaktır. Sen bir şeyin olmasını taleb ediyorsun ama bu işin olmasında veya olmamasında senin adağının bir etkisi olmayacağını bilmek gerekir. İstediğin bir şey oldu ona mükabil şükür olarak kurban kesiyorsan veya fakir – fukaraya tasaddukta bulunuyorsan bu güzel bir şeydir, ama “olursa böyle yapacağım, yaparsan şöyle olacak” şeklinde bir adak her ne kadar tavsiye edilen bir şey olmasa da kişinin bunu iltizam etmesinden dolayı bu kişiye vacib olacaktır yani tavsiye edilmez ama yaptığında yerine getirmek gerekir.
Şeran kabul edilen bir adak olması gerekir, bunun bizatihi (kendisi) masiyet olmamalı, maksud (amaçlanan) bir ibadet olması gerekir. Adadığın şey cinsinden maksud bir ibadet olacak. Mesela; hasta ziyaret etmek güzel ve teşvik edilen bir şeydir. Hatta kişi bunu Allah rızası için yaparsa bu bir ibadettir, sevap kazanır. Keza Kur’an-ı Kerim okumak ibadet kastıyla olursa sevap kazanacaktır ancak bunlar maksud bir ibadet değildir. Namaz kılmak, oruç tutmak, zekat vermek, hacca gitmek, umre – tavaf yapmak maksud ibadetlerdendir. Abdest almak bir ibadettir ama maksud değil maksuda vesile olan bir ibadettir. Kıraat da bu kabiledendir çünkü kıraat namazın içinde rükunlarından bir tanesidir. Bundan dolayı “adak” amaçlı olan bir ibadete yönelik olmalıdır.
“Falan işim olursa bir cüz Kur’an-ı Kerim okuyacağım veya abdest alacağım, bir hastayı ziyarete gideceğim veyahut da hastanede yoğun bakımdaki hiç tanımadığım kişileri ziyaret edeceğim”şeklinde olursa bu adak geçerli bir adak değildir.
Kişiye vacib olan bir adak olmaz çünkü bu cins maksud bir ibadet yoktur. Birinci şart o ibadetin maksud (amaçlanan) bir ibadet olması gerekir. İkincisi o ibadet cinsinden farz veya vacib bir ibadet olması gerekir. Buna göre mesela namaz veya oruç cinsinden farz bir ibadet vardır o zaman bu adak olabilir. Tavaf da hakeza bu şekilde maksud bir ibadet olarak ele alınabiliyor. Tasadduk zekata hamlediliyor. Zekat farz cinsinden bir ibadettir, sadaka vermek de zekat kabilinden değerlendirileceği için farz cinsinden bir ibadettir.
Kişi “falan işim olursa hayvan keseceğim” dese kesmek bizatihi ibadet değildir. Böyle olduğundan dolayı bu adak geçerli olmaz ama “hayvan keseceğim, etini fakirlere dağıtacağım” derse o zaman burada aslolan tasadduktur, fukaraya vermesi de yeterli olacaktır. Kişi kurban adayacak olursa “Kurban Bayramı’nda Allah için kan akıtmak” bunu adayacak olursa Hanefi mezhebinde bu da vacib olacağı için Merhum İbn-i Abidin Haşiyesinde “bu adak yerine getirilmelidir” ifadesini kullanıyor.
Burada sualde olduğu gibi tayin olsa örneğin; “falan işim olursa ben 100 lirayı falan fakirlere dağıtacağım” dese ve o iş de yerine gelse bu durumda o kadar miktarı dağıtması vacibtir. Tayin etmiş olduğu yerde dağıtması mı vacibtir? Kitaplarımızda der ki bir insan Medine fukarasına dağıtacağım dese Mekke Fukarasına dağıtsa adağını yerine getirmiş olur, tayinin burada bir önemi yoktur. Kardeşlerimizin ifade ettiği üzere falan fakir, filan fakir diye tayin etmiş olsa da başka bir ihtiyaç sahibi birini bulduğu zaman ona vermesinde herhangi bir mani, herhangi bir mahzur lazım gelmez.






